İş Sağlığı ve Endüstriyel Toksikoloji
Toksikolojik Parametreler
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), İş Sağlığı ve Güvenliği kavramını; çalışanların işyerinde, sağlık durumunu ve iyilik hallerini olumsuz etkileyebilecek risklerin belirlenmesi, tanınması, değerlendirilmesi ve kontrolü olarak tanımlamaktadır. Halk Sağlığı penceresinden değerlendirildiğinde İş Sağlığı ve Güvenliği işyerinde, çalışanların kaza ve hastalıklardan korunması için toksikolojiden epidemiyolojiye birçok disiplini kullanarak regülasyonları belirleyen bir koruyucu hekimlik sanatıdır.
Mesleki ve çevresel maruz kalımlar sonucu oluşabilecek sağlık etkilerinin anlaşılması, potansiyel toplum ve insan sağlığı hasarlarının önceden belirlenmesi ve endüstrinin başarısı ve sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Oluşabilecek hastalıkların önlenebilmesi için etkenin erkenden belirlenmesi, riskin önceden tahmin edilmesi ve olası patolojik etki ve değişikliklerin erkenden saptanabilmesi gerekmektedir. Modern Tıp bağlamında meslek hastalığının teşhisi multidisipliner bir süreçtir ve tıp, toksikoloji, epidemiyoloji, önleyici mühendislik ve diğer ilgili alanlardaki profesyonellerin uyum içerisinde çalışması ve veri üretmesi ile olasıdır. Bu süreçte hekimler, bireysel olarak tanı koyma konusunda sorumlularsa da, tedavi ve önleme noktasında geri kalan disiplinlerin veri üretmesi son derece önemlidir. Meslek hastalığı kavramında etken-konakçı-hastalık üçlüsü arasındaki ilişkinin bilimsel olarak ortaya konması önemlidir.
Etkenin fiziksel, kimyasal ve/veya biyolojik olabileceği ve özelliklerine (aşındırıcı, lokal-genel, kanserojen), maruz kalım süre ve konsantrasyonuna, hedef organ afinite derecesine bağlı zarar verme potansiyeline sahip olduğu unutulmamalıdır. Konak, birey de olabilir, toplum da olabilir. Bu modeldeki konak, sağlıklı bireylerin yanı sıra duyarlı bireyleri (örn.; genetik yatkınlık ya da yaşam evreleri) içerebilir. Akut ya da kronik, yüksek derece maruz kalımlarda, detoksiifikasyon potansiyellerinin doygunluğu ve biyoaktivasyon kapasitesine bağlı olarak birey duyarlılıkları değişkenlik gösterir, genellikle de artar.
Risk Yönetim Sistemleri; mühendislik kontrolleri, kişisel koruyucu ekipman, kimyasal ikame, alan izleme, kişisel izleme, tehlike iletişimi ve çalışan eğitimi ve eğitimi yoluyla maruz kalımları kontrol etmek için strateji ve politikalar üretir.
Bir meslek hastalığının teşhisi ya da maruz kalım ile meslek hastalığı arasındaki ilişki karmaşık bir süreç olup kafa karıştırıcılar çoktur. Birincisi, işyerinde maruz kalımın bir sonucu olarak ortaya çıkan birçok hastalık (örneğin, izosiyanatlardan kaynaklanan astım), aynı bileşiklere işyeri dışındaki temaslardan ya da diğer kaynaklardan da meydana gelebilir. İkincisi, hastalık oluşumu genellikle idiyopatiktir ve işyerine, yalnızca istihdam sonrası hastalık temelinde atfedilebilir. Üçüncüsü, ticaretteki kimyasalların çoğu ya deney hayvanlarında test edilmemiştir ya da test edilmiştir, ancak etki şekli ve olumsuz etkilerin insanlarla ilgisi hakkında verilerden yoksundur. Bu tür bilgilerin yokluğu, hayvan deneylerinden insana projeksiyonu da zorlaştırmakta ya da imkansız hale getirmektedir. Son olarak, klinik tıpta kullanılan birçok test, ilgilenilen bir ajana maruz kalmanın belirlenmesi için spesifik değildir. Örneğin, yüksek karboksihemoglobin (COHb) seviyelerini ortaya çıkaran bir kan testi, yalnızca dahili bir karbon monoksit dozunu doğrular. Kaynak maruziyetinin karbon monoksit, metilen klorür veya başka bir nedensel ajan olup olmadığını doğrulamaz.
Toksikolojik risk değerlendirmesinde gerekli parametreler;
- Rapor edilen toksik tepkilerin kapsamı ve çeşitliliği.
- Toksik tepkilerde tür çeşitliliği veya tutarlılığı.
- Önerilen olası etki mod(lar)ı veya etki mekanizma(lar)ı.
- Gerçekleştirilen testlerin geçerliliği ve insanlara ekstrapolasyon için ilişkileri.
- Beklenen insan maruziyet düzeyi ile karşılaştırmalı olarak hayvan testlerinde kullanılan dozaj.
- Beklenen insan sonuçlarına rehberlik edebilecek ve hayvan testi verilerinin insanlarla ilişkisinin doğrulanması olarak hizmet edebilecek zehirlenmelerin ve uzun süreli mesleki maruziyetlerin sonuçları.
Gönüllü ve uygulanabilir mesleki maruziyet seviyeleri, bir hastalık veya yaralanmanın kimyasal maruz kalımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek için referans olarak kabul edilir. Ancak bu değerler bir hastalığın veya rahatsızlığın nedenini belirlemek için kullanılamaz. Bunun yerine, çalışanları zararlı maruz kalımdan korumaya yönelik rehberlik sağlarlar. Tüm kimyasallar belirli bir maruz kalım düzeyinde zarara neden olduğundan, doz-yanıt ilişkisinin ilkeleri, kimyasal kaynaklı yaralanmalara karşı işyeri korumasının temelini oluşturur. İnsan sağlığı için tehdit oluşturan risklerin belirlenmesinde hayvan deneylerinden elde edilen verilerin kullanımı da yaygın kullanılır. İnsan ve/veya hayvan verilerinin bulunmadığı durumlarda, belirsizlik/değişkenlik faktörlerinin kullanılarak projeksiyon yoluyla tahmin yöntemi de son yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle mesleksel maruz kalım seviyelerinin değişmezliği olası değildir ve yeni bilimsel verilerle güncellenmeye gereksinim duymaktadır.
Toksikolojik değerlendirme, söz konusu Endüstriyel Toksikoloji olduğunda çok önemli farklılıklar içerir. Bu alanda doğru ve güvenilir sonuçlara ulaşabilmek; sahaya hakim, yetkin ve donanımlı bir bilimsel ekip ve altyapı gerektirir.
Neden “Biyolojik Maruz Kalım İndeksi (BMKI) (BEIs)” ?
BMKI, herhangi bir sağlık etkisinin görülmediği bilimsel olarak kabul görmüş, çalışma sırasında TLV (Threshold Limit Value / Eşik Sınır Değerleri) düzeyinde maruz kalma sonucu saptanan değerler olarak bilinmektedir. Bu yöntemin uygulanamadığı durumlarda, normal popülasyonda saptanan değerlerin %5 fazlası Biyolojik Maruz Kalım İndeksi olarak kabul edilir.
Bu indeksler değerlendirilirken endüstriyel toksikolojik riskler dışında iç ve dış ortam hava kirliliği, kişisel hijyen, sigara kullanımı, gıdalar ve sularla bulaş, tüketici ürünleri ve hobiler gibi diğer faktörler de dikkatle incelenmelidir.
Biyolojik Maruz Kalım İndeksleri, günde 8 saat, haftada 5 gün çalışma referans alınarak kabul edilmiş değerlerdir.
İşyeri ortamında bazı toksik kimyasalların konsantrasyonu çok hızlı değişebildiğinden, endüstriyel toksikoloji kavramında örnekleme zamanı çok önemlidir.
| Örnekleme Zamanı | Önerilen Örnekleme |
| Mesaiden hemen önce | Maruz kalım kesildikten 16 saat sonra ve yeni maruz kalım başlamadan |
| Haftanın son mesai günü öncesi | Haftanın son mesai günü başlamadan hemen önce |
| Mesai sırasındaki artış | Herhangi bir mesaide mesai başlamadan ve mesai bittikten hemen sonra |
| Mesai sırasında | Mesaide olası maruz kalmın 2. saatinde |
| Mesai sonrasında | Mesaide olası maruz kalımın sonlandırılmasının hemen sonrasında |
| Çalışma haftası sonu | Birbirini izleyen 4 ya da 5 çalışma gününün hemen sonrasında |
İşyerinde maruz kalınabilecek toksik kimyasalların vücuttan eliminasyonu haftalar, aylar hatta bazen yıllar sürebilmektedir. Bu nedenle yeni işe girişte, girilecek işyerinin olası toksik risklerinin değerlendirilmesi ve işe başlamadan önce önceki işyerinden arta kalan toksikolojik etkilenimlerin ortaya konması gerekmektedir.
İdrar örneklerinde dikkat edilmesi gereken konu, idrar örneğinin çok fazla seyreltik ya da konsantre olmamasıdır. Bu nedenle kreatinin düzeltme uygulanması gerekmeyen numunelerde, Dünya Sağlık Örgütü aşağıda kabul edilebilir limitler dahilinde olan numunelerde analiz yapılmasını zorunlu kılmıştır.
- Kreatinin konsantrasyonu ≥ 0.3 g/L ve ≤ 3.0 g/L
- Özgül ağırlık ≥ 1010 ve ≤ 1030
Kreatinin Düzeltme: Renal tübüllere difüzyonla geçen kiyasallarda kreatinin düzeltme yapılması uygun değildir.
Biyolojik izlemin her aşaması bir kalite kontrol algoritması ile kontrol edilmelidir. Uygunrnek uygun ortamda alınmalı, numunelerde kontaminasyon ya da kayıp olmamalı, doğru kap ya da tüp seçimi yapılmalı, donörün kimlik bilgileri,maruz kalım kaynağı ve örnekleme zamanı doğru kaydedilmelidir.
Kullanılan analiz yöntei; doğruluk, duyarlılık ve özgüllük noktasında kusursuz olmalı, rutin kalite kontrol panelleri eksiksiz uygulanmalı, laboratuvarın iç ve dış kalite kontrolleri tam olarak yerine getirilmelidir.
Hiçbir biyolojik maruz kalım indeks MUTLAK GÜVENLİK SINIRI ve TOKSİSİTE İNDEKSİ değildir. Bu nedenle toksikolojik analize dayalı yapılan biyolojik izlem mutlak şekilde işyerindek İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistem’ne entegre olmuş olmaıdır.